| |
Erkek: Tanrım, Kadınları niye bu kadar güzel yarattın?
-Tanrı cevaplamış:'Aşık olasınız 'diye...
-Erkek:Peki niye bazen aptal oluyorlar?
-Tanrı:Onlar da size aşık olabilsinler diye....
Adamın biri, papağan almak ister. Gittiği dükkândaki papağanları
sırayla inceler.1.kafeste rengarenk, pırıl pırıl tüyleri olan
papağanı beğenir. Etiketinde 5.000 dolar yazılıdır.
- Dükkan sahibine sorar. “Bu kuş niye bu kadar pahalı?”
- Dükkan sahibi “Bu papağan tam 7 dil biliyor, onun için”. Adam
başka bir kafeste bembeyaz şahane bir kuş daha görür. Hem de 10.000
dolarlık. Yine sorar. Meğer bu kuş anayasayı ezbere okurmuş da
ondan. Adam bir bakar en köşede ki kafeste, tüyleri dökülmüş ve
kararmış yaşlıca bir kuş var. Ama o da ne tam 50.000 dolar. Peki der
bu perişan haldeki kuşun nesi var.
- Dükkan sahibi “ Vallahi birader, bu kuşun nesi var biz de
bilmiyoruz. Ama öteki papağanlar sabahları buna günaydın üstat
diyorlar.”
Bir gün Tanrı Âdem’e gelir ve "Sana bir iyi bir de kötü haberim
var" der.
- Âdem "O zaman önce iyi haberleri ver" der.
- Tanrı açıklamaya başlar, "Sana iki yeni organ vereceğim. Birinin
adı Beyin. Yeni şeyler yaratmanı, problemleri çözmeni, Havva ile
zeki ve zevkli sohbetler etmeni sağlayacak" der. Vereceğim ikinci
organın adı ise henüz belli değil. Bu sana inanılmaz zevk verecek,
üremeni sağlayarak dünyanın nüfusunu arttırmaya yarayacak, Havva'yı
çok memnun edebileceksin, sana daha da âşık olacak" der.
- Âdem çok heyecanlanır, "Bunlar harika hediyeler. Böyle güzel iki
haberden sonra hangi haber kötü gelebilir ki?" diye sorar.
-Tanrı Adem'e üzüntü içinde bakar ve "Bu iki organı asla aynı anda
kullanamayacaksın!" der.
Adam elindeki son 500 dolarla kumar oynamaya karar verir ve
LasVegas'ın yolunu tutar... Ve inanılmaz bir talih; tam 3 milyon
dolar kazanır. Hemen otel yönetiminin kendisine tahsis ettiği kral
dairesine çıkar ve karısına telefon eder:
- "Hayatim, evde misin?"
- "Evet kocacığım."
- "İyi. Hemen hazırlan o zaman. Çabuk bavulunu hazırla. Kumarhanede
tam 3 milyon dolar kazandım."
- Kadın sevinç dolu bir çığlık atar “Ayyyyyyyyyyy harikasın!! Hemen
hazırlanıyorum.. Peki ama nereye?? Paris?; Karayipler?; Acapulco?;
Guney Amerika?..."
- Adam cevap verir: “ Umurumda değil. Sadece eve döndüğümde çoktan
gitmiş ol.”
Amerikalılar bir gün son teknoloji ürünü mükemmel bir uçak
yapmışlar. Bu uçağı düşünmüş taşınmış ve Arabistan’da test etmeye
karar vermişler... Ülkenin en iyi pilotuna vermişler uçağı... Uçak
havada arıza yapmış. Arap telaşa kapılıp ne yapacağını şaşırmış bu
durumda iken monitörde bir yazı çıkmış: "This is American technology,
don't afraid." Arap biraz rahatlamış uçak düşerken aynı yazı birkaç
kez daha tekrarlamış ve sağ sağlim inmiş adam... Düşünmüşler
taşınmışlar elin Amerikanı yapar da biz niye yapmayalım ki? diye
düşünmüşler ve aynı uçaktan imal etmişler ve ilk testi Amerikalılara
yaptırmak istemişler.... Amerikan pilotu uçarken motorda sorun
çıkmış ve uçak irtifa kaybetmeye başlamış... monitörde "don't worry
this is arabic technology" yazmış.. neyse pilot rahatlamış... bu
bizim uçak gibi demiş ve sakinleşmiş. Aynı yazı iki
-üç kez daha çıkmış ve çakılmaya az kalmışken monitörde bir yazı
daha çıkmış : " Repeat after me; eşhedünla ilahe illallah ve
eşhedüennemuhammeden abdühü ve rasülühü"
Sherlock Holmes ile Dr. Watson kampa giderler. Güzel bir yemek yiyip
bir şişe de şarabı devirdikten sonra uykuya dalarlar. Birkaç saat
sonra Holmes uyanır ve arkadaşını dürtükler.
-"Watson, yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle".
- Watson cevap verir: "Milyonlarca yıldız görüyorum."
- Holmes sorar: "Bu sana neyi gösteriyor?"
- Watson bir an düşünür ve yanıtlar: " Astronomik olarak milyonlarca
galaksinin ve dolayısıyla milyarlarca gezegenin varlığını görüyorum.
Yıldızların konumuna bakarak saatin 3'üçeyrek geçtiğini çıkarıyorum.
Teolojik olarak tanrının kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum.
Meteorolojik açıdan da bugün havanın çok güzel olacağını tahmin
ediyorum. Neden sordun? Sana ne gösteriyor? " Holmes arkadaşını
sabırla dinlemiştir ama artık dayanamaz:
- "Ulan hıyar, çadırımızı araklamışlar
Roma'da dünyaca ünlü San Pietro Kilisesi'nde büyük bir pazar
ayini... Görkemli bir dinsel tören.. Papa bile katılıyor. Koskoca
meydan mahşer yeri gibi..Kilisenin içi de dışı da tıklım tıklım.. Bu
arada kilise kapısında iki adam özellikle dikkati çekiyor...İkisinin
de boynunda kocaman birer levha asılı..Birinde "Ben koyu bir
Hıristiyan'ım ,lütfen bana yardım ediniz " yazılı. Ötekinde ise
sadece " Ben koyu bir Yahudi'yim " yazıyor. Tabii ki kiliseden
çıkanlar Hıristiyan olduğunu ifade eden adama yanaşıyorlar ve
ellerini ceplerine atıp cömertçe bir şeyler veriyorlar. Yahudi
olduğunu ifade eden adamda ise siftah yok. Bu arada kiliseden çıkan
iyi niyetli biri "Yahudi'yim " yazısı taşıyana sokuluyor.
- " Bana bak kardeş " diyor , "..dürüstlük iyi bir şey, ama binlerce
Hıristiyan kiliseden çıkarken , senin Yahudi olduğunu böyle aleni
olarak ifade etmen kanımca hiç de akıllıca bir hareket değil. Bak
kimse sana para da vermiyor zaten.. Bence çıkar o yazıyı boynundan ,
sen de su Hıristiyan gibi..." deyince , boynunda "Yahudi'yim" yazılı
adam "Hristiyanım" yazılı olana dönüp sesleniyor:
- Heey !.. Salamon !.. Herife bak be !.. Gelmiş bize ticaret
öğretiyor..
Bir gün Cennet'in kapıları şiddetle vurulmuş:
-Güm Güm Güm !! İçeriden seslenmişler:
-Kim o?
- Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses: “ Biz İstanbul'u fetheden
Fatih'in yiğitleriyiz! “ İçeriden hoş geldiniz diyerek kapılar
ardına kadar açılmış ve yiğitleri içeriye buyur etmişler. Her şey
çok güzel gidiyormuş. Ta ki, 40 yıl geçinceye kadar. Bir gün kapılar
yine şiddetle çalınmış:
-Güm Güm Güm !!!
- İçeriden sormuşlar: “Kim o?”
- Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses: “Biz İstanbul'u fetheden
Fatih'in yiğitleriyiz!”
- İçeriden hemen cevaplamışlar: “Hadi len! Onlar 40 yıl önce geldi!”
- Dışarıdan yine ses gelmiş: “ Biz mehter takımıyız ancak geldik!!!”
Bir gün bir baba oğlunu dua ederken duyar. "Allahım sen annemi,
babamı, ablamı, ninemi ve beni koru" diye. Adam çocuğun dedesini
unuttuğunu düşünür ama çocuğa bunu söylemez. Ertesi gün dedeyi araba
ezer ve dede ölür. Bir kaç gün sonra baba yine duyar "Allahım sen
annemi, babamı, ablamı ve beni koru" diye. Bu sefer nineyi unutur ve
ertesi gün nine merdivenlerden düşer boynu kırılarak ölür. Bir kaç
gün sonra çocuk yine dua eder "Alla hım sen annemi, ablamı ve beni
koru" diye. Baba kendisinin unutulduğunu fark eder ve ertesi gün
başına bir şey gelmemesi için her adımını çok dikkatli atar. Aksam
eve gelince karısına sorar
- "Hanım bugün ben işteyken neler oldu?" diye.
- Karısı "Bizde bir şey olmadı ama postacı öldü!!!"
|